Vizon'un 25. Yılı
nedeni ile...
Yücel Dönmez, Chicago, Kasım
2003
Kâmil Şükûn, Türkiye'de dergiciliğin duayeni... Onun Adam dergisini ilk çıkardığı zamanı hatırlıyorum... Türk basınında önemli bir dönemin başlamasına yol açmıştı... Bazı çevrelerce seks dergisi gibi gözüktüğü belirtiliyordu, oysa, modern dergiciliğimizin başlamasına öncülük etmişti... O tarihlerde Galeri Web adıyla, Günaydın Gazetesinin Sanat Galerisi'ni gerçekleştirdi. Düzeyli sergiler yaptı. Benim de bir sergim Galeri Web'de yer almıştı... Dev afişler ile sergiler tanıtılıyordu... Bugün sanat çevrelerimize bahsetseniz belki hatırlamak bile istemeyeceklerdir. Zaten o tarihlerde Türkiye'de galericilik diye bir şey de yok gibiydi...
Yani Kâmil Şükun, modern galericiliğimizin de öncülerinden biridir...
Vizon Dergisi, Ev dekorasyon, Ofis; onun Türk dergiciliğine hediye ettiği ilkler arasında yer almaktadır...
Bugün onun başlattığı dergicilik, Türkiye'de dergi sektörü'nün doğmasına yol açmış ve ülkemizi dergicilik açısından çağdaş ülkeler düzeyine götürmüştür...
Bir gün beni Büyük Ada'da o tarihlerdeki belediye başkanının kurmuş olduğu hayvanat bahçesine haber yapmam için göndermişti. Ada'daki aslanı kafesinde görüntülememi istiyordu...
Ada'ya gittiğimde aslanın bakıcısının hayvana su vermek üzere olduğunu öğrendim. Kendisine kafese girerek bir portresini çekip çemeyeceğimi belirttim ve o da bana, çekebileceğimi, korkmamam gerektiğini söyledi... Saflık ya, adamla beraber aslanın kafesine girdim. Aslan ön ayakları üzerinde bana bakıyordu; deklanşöre bastım istifini bozmadı. Başladım aslana emirler vermeye, "hadi oğlum şöyle bir yan da bak profilini alayım. Yatsana kardeşim, aslan yattığı yerden bellidir" derken, sanki bana, "Aslana adres sorulmaz" der gibi bakıp durdu. Herhalde aklında, "Şunu yesem mideme oturur mu oturmaz mı" diye de geçiriyordu...
Fotoğraflari çekip kafesten çıktıktan sonra, bakıcısı suyunu verdi ve o da kafesi kapatarak bana yardımcı olmaya başladı. Diğer hayvanları da görüntüledim ve tekrar aslanı, kafesinin üzerine çıkarak, oradan da görüntülemek istediğimi söyledim. Adam, "olur" dedi,
Aslanın soğuk havalarda girdiği yapının üzerine çıkarak, kafesin üst parmaklıklarına yürüdüm. Tam kafesin üzerine gelmiştim ki aslanın dikkatini çektim; bana bakmasıyla birlikte, zıplaması bir oldu. Aslanın pençesinden çevikliğim sayesinde kurtulup kendimi kapalı bölümün damına zor atmıştım. Aslan kükrüyor, sanki ada ayağa kalkıyordu. Bakıcısı hemen adadan ayrılmam gerektiğini yoksa hayvanın kafesinden bile çıkabileceğini belirtti. Apar topar ilk vapurla adadan ayrıldım. Fakat aslanın kükremeleri, vapur iyice uzaklaşıncaya kadar duyuluyordu... Sonradan aslanı aynen bir kedi gibi görüntülediğim fotoğrafı, dergide poster olarak yer aldı...
Bu Kâmil Şükûn arkadaşım beni hep tehlikeli işlere gönderirdi nedense. Bunda dağcı oluşumun da ektisi vardı...
Bir gün, Levent'te pirana balıkları besleyen birinin röpörtajını yapmamı söyledi. Zamanım uymadığı için, balıkların sahibinin Avrupa'ya gitmesi gereken bir dönemde röporta için fırsat buldum. Adam evin anahtarını Kâmil arkadaşıma bırakmıştı. Anahtarı alıp, bizim Kubilay Çelik ile eve gittik (Kubilay bugün Ilıcak'ların Tercüman Gazetesi'nde yazı işleri müdürü). Piranalar avucun içi kadar yaratıklardı. Akvaryumun üzerinden fotoğraflarını çektim. Et yerken de fotoğraflamak istiyordum. Piranaların bir boğayı bir kaç dakika içinde iskelete çevirdiklerini biliyorduk. Bir ipe bağladığımız et parçasını akvaryuma sarkıtıp beklemeye başladık. Balıklardan ses yoktu. Et ilgilerini bile çekmemişti. Bu defa ipi hareket ettirerek dikkatlerini çekmeye çalıştık olmadı. Kubilay bana dönerek, "Yahu bir de parmağını sokarak denesen, belki bir hareket olur"deyince ben parmağımı suya daldırdım ve akvaryumun içinde sanki heyelan oldu. Bir anda bütün piranalar benim parmağıma hücum etti ve son anda parmağımı çekerek, kurtuldum... Parmağımı yakalayamadıkları için kızgınlıkla akvaryumda bulunan et parçasını ipiyle beraber mideye indirdiler... O olaydan sonra Kâmil Şükûn'a, beni bir daha safari haberlerine göndermemesini, yoksa, vahşet haberi yayınlamak zorunda kalacağını belirttim...